2 Ekim 2012 Salı

Ernest Cline: Ready Player One

Ready Player One, Ernest Cline'ın ilk kitabı, İngilizce okuduğum kitaplar arasında en basit dile sahip olanıydı. Betimlemeler olsun, karakterler olsun pek edebi derinliği yok eserin, ama beni vurduğu yer tamamen farklı.

Yıl 2044, yaşadığımız dünyanın iyice çivisi çıkmış; açlık, yoksulluk almış başını gitmiş. İnsanlar zamanlarının çoğunu, James Halliday tarafından başta MMO olarak yaratılmış, sonrasında ise insanların avatarları aracılığıyla birbirleriyle ve bulundukları ortamla iletişim kurabildikleri bir sanal gerçekliğe dönüşen OASIS'te geçiriyorlar (Black Mirror dizisinin Fifteen Million Merits bölümünü hatırlattı). Kitapta bu sanal dünya etraflıca anlatılıyor. Benim en sevdiğim kısmı, izlediğim, okuduğum kurgu dünyaların içinde gezilebilmesi oldu.
The Firefly Universe was anchored in a sector adjacent to the Star Wars galaxy, with a detailed re-creation of the Star Trek universe in the sector adjacent to that. Users could now teleport back and forth between their favourite fictional worlds. Middle Earth. Vulcan. Pern. Arrakis. Magrathea. Discworld, Mid-World, Riverworld, Ringworld. Worlds upon worlds.
James Halliday'in muazzam bir mirası var fakat onu bırakacak kimsesi yok. Halliday öldükten sonra, mirasının bilmecelerini çözen kişiye gideceğini söylediği bir videosu yayınlanıyor. Halliday 80'lerin bilgisayar oyunlarına, filmlerine, çizgi filmlerine, dizilerine hayran biri, bilmecelerini de bunlar üzerinden oluşturuyor ve esas oğlan Wade de bilmeceleri çözebilmek için Halliday'ın tutkuyla sevdiği bu eserleri tek tek "çalışıyor". Bu kısımları okurken Halliday'e (ve Cline'a tabii) müthiş bir yakınlık hissetmeye başladım. Bundan sonra bir yandan kitaptaki öykü ilerlerken, bir yandan da Weird Science, Better Off Dead, Real Genius gibi gençlik filmlerini hatırladığım, tam da bir gün öncesinde manitaya He-Man'in neden benim için özel olduğunu anlatmışken kitapta He-Man'e rastladığım (üniversitede kablosu olan bir arkadaştan bana indirmesini istemiştim de, o da sağ olsun cd'ye yazıp vermişti, İstanbul'daki evde duruyor hala), adını okuduğumdan beri Hayalet Avcıları'nın müziğini dilime doladığım, Halliday'in odasında Pink Floyd, Rush posterlerine denk geldiğim sayfalarda, tam bir hey gidi günler hissiyatı beraberinde gitti. Sonra gözlerim hala en çok izlediğim film ünvanını elinde tutan (7 kez) Beter Böcek'i aradı, tandır tandır tandırkets aradı. 


80'lerin popüler kültürüne aşina olmayan veya bununla ilgilenmeyenlere kitap ne kadar çekici gelir bilemiyorum. Gerçi ilk anahtar bulunup da olayların akmaya başladığı noktadan sonra kendilerini kitaba kaptırıp gidebilirler de. Fotoğraftaki isimlerin tanıdık geldiği kişiler, kitapla duygusal bağ da kurabileceklerinden zevkle okuyabilirler, en azından benim için öyle oldu. 

dipnot : Ernest Cline'ın sayfasına mutlaka bir uğrayın.

3 yorum:

  1. Merhabalar, çikolata çikolata bloğunu ararken size rest geldim. bloğunuz çok güzel. Çikolata çikolata başka bir adreste bulabildiniz mi ? çok isterim tekrar takip etmeyi.
    sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Merhaba,
    Teşekkür ederim. Aranıyor'un altındaki yorumlardan sonuncusunda tekrar yazmaya başlarsa bana e-posta atmasını rica etmiştim fakat ses seda yok malesef.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...